Analiz
Haşdi Şabi, Irak Ordusuna mı Katılıyor?
İran, DEAŞ’a karşı koalisyon ile ortak harekat süreci ve devamında Irak’ta milis güçler üzerinden tahsis ettiği gücünü tahkim ederken, milis gruplar da Irak siyasetinde daha önce olmadıkları kadar legal ve meşru konuma geldi. Elde edilen yasal statü ile Irak devletinin bir nevi kolluk gücü haline gelen Haşdi Şabi unsurlarının bu gelişimi, milis merkezli yeni krizlerin ortaya çıkabileceği yorumlarına sebep oldu.[1] Nitekim Trump döneminde ABD ve İran arasında yükselen gerilimin sonuçları Irak’a yansıdı. ABD Bağdat Büyükelçiliği’nin basılması[2] ve buna müteakip Kasım Süleymani ve Ebu Mehdi el-Mühendis’in ABD tarafından öldürülmesi bu gerilimin tarafları içinde İran destekli Şii milis güçleri de konumlandırdı.[3] Milislerin ekseriyetle ABD güçleri ve bölgede faaliyet gösteren Amerikan şirketlerini hedef alan saldırıları bu gelişmelerin ardından yoğunlaştı ve pandemi sürecinde, Irak’taki önemli gündem konularından biri oldu.[4] Erbil’den Basra’ya kadar geniş bir alana yayılan saldırılar özellikle yaz aylarında hızlandı. 65’i Bağdat ve çevresinde olmak üzere 2020’nin ilk 9 ayında gerçekleşen 100 saldırı ABD’de yaşanacak iktidar değişimi öncesi Irak’ta yaşanan gerilimin sıcaklığına işaret ediyor. Irak’ın yeni Başbakanı Kazımi’nin güvenlik bürokrasini düzenleme çabaları ise milislere dair yeni tartışmalara yol açıyor. Bir dönem Irak istihbarat servisinin başında görev alan Kazımi’nin milis güçlerin Irak güvenlik bürokrasisine daha sağlıklı şekilde entegrasyonu ve böylece İran etkisinin azalması ile ABD’nin endişelerinin giderilmesini planladığı ileri sürülmekte.[5] Bu siyasetin bir sonucu olarak, Ebu Zeynep el-Lami kod adlı eski Haşdi Şabi komutanı Hüseyin Falih Aziz’in Irak ordusu bünyesinde askeri eğitim amacıyla Mısır’a gönderildiği iddiaları ortaya çıktı. Reuters’e konuşan el-Lami’ye yakın kaynakların da teyit ettiği bu gelişmeye dair Iraklı yetkililer yorum yapmaktan kaçındı. Mısırlı yetkililer ise bu iddiayı yalanladı. Buna karşın yine Reuters’e konuşan Iraklı güvenlik yetkilileri iddiayı teyit ederek, bu hamlenin İran’a tamamen sadık olmadığı düşünülen milis unsurların, Irak güvenlik yapısına entegrasyonu amaçlı olduğunu ve eğitimi sonrası el-Lami’nin rütbeli olarak ordu içerisinde görev alacağını öne sürdüler. 2019’da ABD tarafından Irak’ta hükümet karşıtı gösteriler esnasında sivil göstericilere karşı uygulanan şiddetten sorumlu tutularak yaptırım listesine alınan el-Lami, bir dönem ABD’nin hedef aldığı Ketaib Hizbullah’ın da üyesiydi. Kazımi’nin Haşdi Şabi içindeki unsuları merkeze yaklaştırma ve İran’dan uzaklaştırma çabasına dair Haşdi Şabi tarafından gelen yorumlar ise farklılık gösteriyor.  Önemli Şii milis gruplarından Nuceba Hareketi’nin yetkililerinden Şeyh Ali el-Esadi’ye göre el-Lami’nin Irak ordusu için göreve getirilme düşüncesi Haşdi Şabi’nin zayıflatılması anlamına gelmemekte aksine Haşdi Şabi’nin ne derece güçlü bir aktör olduğunun hükümet tarafından teyidi olarak gözükmekte[6]. Kazımi’nin güvenlik reformu çabaları ve yeni ABD yönetiminin Irak politikasının ne sonuçlar ortaya çıkaracağına dair öngörü yapmak için şu an erken. Lakin söz konusu milis unsurların Tahran ile sahip oldukları yakın bağlar bu reform sürecinin zahmetsiz olmayacağını gösteriyor.   Ömer Behram Özdemir   [1] https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/hasdi-sabi-ve-irak-devletinde-milislesme-tehlikesi/697796 , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020. [2] https://www.aa.com.tr/tr/analiz/abdnin-bagdat-buyukelciliginin-basilmasi-iraktaki-kaosu-derinlestirebilir/1690020 , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020. [3] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/iranli-general-suleymani-ve-hasdi-sabi-baskan-yardimcisi-el-muhendis-olduruldu/1690687 , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020. [4] https://catismagundemi.com/2020-yili-ocak-eyluel-aylarinda-irak-ta-iran-yanlisi-milislerce-duezenlenen-saldirilar , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020. [5] https://www.reuters.com/article/idUSKBN286288 , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020.   [6]  https://www.reuters.com/article/idUSKBN286288 , Erişim Tarihi: 1 Aralık 2020.  
Irak Merkezi Hükümeti PKK ile Mücadele Edebilir Mi?
Irak devleti, birçok şehrinde güvenlik ve düzeni sağlamakla ilgili sorun yaşıyor. Bu sorun temel olarak, Irak güvenlik güçlerinin, elinde silah tutan tek taraf olmamasının yanı sıra yeterince güçlü olmaması ve pek çok kritik ve sofistike askeri yetenekten mahrum olmasıyla bağlantılıdır. Terör örgütleri büyüdükçe, PKK da  DEAŞ örgütünün yarattığı tehlikeye paralel olarak gerçek bir tehdit oluşturmaya başlamış, bu nedenle Türk-Irak ilişkileri karmaşık bir hal almıştır. Buna rağmen Irak devleti, PKK ile mücadele konusunu öncelikli görmemektedir. 1970’li yıllardan bu yana Irak hükümetleri, Irak’ın kuzeyi üzerinde güçlü bir askeri kontrol sağlamakta başarısız olmuştur. Irak güçleri ile ayrılıkçı Kürt hareketleri arasındaki çatışmalar, İran-Irak savaşı sırasında bile sürmüş, kuzeydeki askeri gedik en sıcak cephelerden biri olmuştur. Saddam Hüseyin rejiminin 1991’de İkinci Körfez Savaşı’nın ardından Süleymaniye eyaletine bağlı Halepçe’de kimyasal silah kullanması üzerine gelen hava ambargosu ve 2003’deki Amerikan işgali ile Irak’ın kuzeyindeki bölge, özerk bir yapıya kavuşmuştur. Irak Ordusunun hakimiyetini kaybetmesine paralel PKK’nın bölgede alan hakimiyeti kurması, PKK’nın güvenli bir liman kazanmasına neden olmuştur. ABD işgali sonrasında terhis edilen ordunun ardından, merkezi hükümetin savaşmaya odaklandığı El Kaide ve DEAŞ sorunları, PKK’nın bölgede kök salmasına sebep olmuştur. Hatta Sincar bölgesinde olduğu gibi merkezi hükümet ve Haşdi Şabi gibi gruplarla çalışmak durumda kalmıştır. Bu noktada Irak merkezi hükümetinin PKK ile mücadeleyi öncelikli görmediği bilinmektedir. Bunun yanında 2005’de ortaya konulan Irak anayasası ile bölgesel hükümetin hukuki ve pratik yaklaşımları arasındaki farklar sorun çıkarmaktadır. Irak Anayasası'nın 110. Maddesine göre: ‘’Ulusal güvenlik politikasının geliştirilmesi ve uygulanması, Irak sınırlarının korunması, güven altında tutulması ve savunulması görevini üstlenecek silahlı kuvvetlerin teşkili, federal hükümetin yetkileri ve yetki alanına girer.” Buna karşın Kürdistan Bölgesi anayasa tasarısının (12/104) maddesi şöyledir: “Irak federal silahlı kuvvetleri, Kürdistan parlamentosunun onayı olmadan bölgeye giremez.” Mevcut anayasa, Irak Ordusuna PKK ile her bölgede mücadele edebilme imkanı tanımaktadır. Ancak Irak Ordusu’nun IKBY bölgesine yönelik askeri girişiminin yalnızca Irak’ın içişlerini ilgilendiren bir konu olmadığı da bilinmektedir. Bu nedenle Irak’ın içişleri aynı zamanda bölgesel denklemlerin de keşişim noktasıdır. PKK’dan faydalanan ülkeler, PKK varlığının kısa ve orta vadede Irak merkezi hükümetine verdiği rahatsızlık, IKBY’ye verdiği zarar ve Türkiye’nin amansız mücadelesi arasındaki çok değişkenli denklemler çözümü ve atılması gereken adımları zorlaştırmaktadır. Buna rağmen Sincar bölgesi üzerinde Irak merkezi hükümeti ile IKBY’nin vardığı anlaşma[1] ve sonrasında Irak Ordusu’nun bölgeye yerleşmeye başlaması[2] Irak’ta PKK ile mücadelede yeni bir safhanın başlangıcı mı sorularını beraberinde getirdi. Henüz Sincar’da PKK’nın tamamen temizlenmediği bilinmekle birlikte bölgede PKK’ya karşı yeni bir momentumun yakalanması oldukça değerli. Buna karşın Sincar’ın tartışmalı bölgeler arasında yer aldığı ve PKK’nın tarihi üslenme noktalarının Kandil ile Duhok arasındaki dağlık arazide olduğu unutulmamalıdır. Bu bakımdan Duhok ve Kandil arasındaki PKK kamp alanları ile Türkiye’ye sızma noktalarını hedef alan TSK’nın gerçekleştirdiği Pençe 1-2-3, Pençe & Kartal ve Pençe  Kaplan operasyonları, giderek daha da anlam kazanmaktadır. Türkiye’nin fiziki operasyonlarla Irak’ın kuzeyine yönelik attığı adımların Sincar anlaşmasını tetikleyen ve bir nevi IKYB ile Irak Ordusunu harekete geçirdiğini ifade edebiliriz. Bu nedenle Irak’ın kuzeyinde artan TSK varlığı, Irak Ordusu ve Peşmerge’yi asıl gündemlerine, yani “PKK ile mücadeleye” odaklandıracaktır.   Kutluhan Görücü   [1] Ve anlaşma imzalandı! "PKK’nın varlığı sonlandırılacak", Hürriyet, 10 Ekim 2020, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/ve-anlasma-imzalandi-pkknin-varligi-sonlandirilacak-41632926 [2] Sincar'da yalnızca Irak bayrağı dalgalanacak, Anadolu Ajansı, 24 Ekim 2020, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/sincarda-yalnizca-irak-bayragi-dalgalanacak/2017293
Sinalıların Zor Seçimi - Ya Mayınlarla Ya DEAŞ Eliyle Ölüm -
Mısır ordusu ile DEAŞ arasında Sina bölgesinde yaşanan çatışmalar bölgedeki yerleşim yerlerinde ciddi yıkıma yol açarken binlerce Mısırlı sivilin de yerlerinden olup mülteci konumuna düşmesine sebebiyet verdi. Temmuz’da DEAŞ güçlerinin bölgede bulunan Mısır ordu kamplarına baskınlarıyla patlak veren yoğun çatışmalar esnasında Katiye, İktiya, el-Ganayen ve Merih köyleri DEAŞ militanlarının kontrolüne geçince yüzlerce sivil evlerini terk etmek zorunda kaldı.[1] Takip eden süreçte Mısır ordusunun müdahalesiyle DEAŞ unsurları bu köylerden çekilmek zorunda kaldı. Lakin sivillerin geri dönüşlerde karşılaştıkları yoğun tehditler devam ediyor. Bölgede DEAŞ’ın her an yeniden hakim olması ve buna müteakip Mısır ordu güçlerince bölgenin hava saldırılarına maruz kalması ihtimali bir yana örgütün çekildiği köylerde evlere ve yollara döşenen bubi tuzakları sivillerin dönüşü önünde ciddi engel oluşturmakta. MEE’ye konuşan bölge sakinlerinin bir diğer korkusu ise bölgede benzer kaderi yaşayan ve 2014’ten bu yana hala evlerine dönemeyen Refah ve Şeyh Zuveyd sakinleriyle aynı kaderi paylaşmak.  Adını vermek istemeyen İktiya sakini bir Mısırlı, DEAŞ militanlarının halen bölgenin çevresinde bulunduklarını, tekrar köyleri işgal edebileceklerini söylerken bölge insanının her an patlayıcılar, mültecilik ya da DEAŞ işgal tehdidiyle yaşadıklarını vurguladı.[2] Ağustos ile birlikte DEAŞ unsurlarını köylerden püskürten Mısır güçleri, sivil halkın evlerine dönüşünü erteleyince evlerinden ayrılmak zorunda kalan siviller buna kararı karşılık protesto gösterilerinde bulunmuştu. Kitlesel gösterilerin ardından ordu güçleri el-Ganayen, İktiya, Katiye ve Merih’e sivillerin geri dönüşüne izin verdi. Fakat hava saldırıları ve DEAŞ unsurlarının sivillerin evlerini çatışma mahalli olarak kullanmaları sonucu söz konusu köylerde oldukça büyük bir yıkım gerçekleştiği gözlendi. Geri dönüş sürecinin devamında ise yaşanan patlamalar ve bunun sonucu can kayıpları da küçük çaplı bir trajediye yol açtı. 10 Ekim’den bu yana köylerde yaşanan patlamalarda, ekseriyeti kadın ve çocuk olmak üzere 15 sivil hayatını kaybetti. En yakın dönemli patlamada İktiya’da aynı aileden beş kadın mayın patlaması sonucu ölürken patlamalardan sadece siviller değil askeri unsurlar da zarar gördü. 14 Ekim’de bomba imha çalışması esnasında yaşanan patlamada 1 sivilin yanı sıra  4 asker de yaşamını yitirdi. Mayınlar ve evlere kurulmuş EYP düzeneklerine hedef olan sivil kayıplarının müsebbibi DEAŞ olarak gözükse de bölgedeki gözlem kuruluşları ve araştırmacılar, Mısır ordusunun da bu trajedide önemli pay sahibi olduğunu belirtiyor. İnsan hakları araştırmacısı Ahmet Attar Mısır ordu güçlerinin DEAŞ’ı bölgeden çıkarttıktan sonra bölgenin emniyetini ve patlayıcılardan arındırılmasını üstlenmesi gerektiğini fakat bu sorumlulukların yerine getirilmediğini iddia etti.[3] Sinalı bir aktivist olan Masaad Ebu Fecr ise ordunun bu tavrının Sisi idaresinin bölge nüfusu üzerindeki politikasıyla alakası olduğunu ve Refahlı olan kendi ailesinin de benzer bir kader ile uzun süredir Refah’tan uzak kalmak zorunda kaldıklarını dile getirdi. Fer, Mısır Ordusu’nun bölge insanına mesajının “Ya DEAŞ işgaliyle ya mayınlarla öleceksiniz” şeklinde olduğunu vurguladı. Mısır’da yaz başı itibariyle Medya Düzenlemeleri Konseyi Sina’daki çatışmalara dair yayın yasağı getirdi. Mısır ordusunun DEAŞ  ile çatışmalarda verdiği ağır kayıplar ve DEAŞ’ın Sina’daki çatışmalara dair yoğun propaganda çalışmaları Kahire’yi bu düzenlemeye zorladı. Sina bölgesini kontrolde oldukça zorlanan ve DEAŞ’ın buradaki etkisinin kısmen de olsa “yerel destekli” olduğu kanısıyla hareket eden Mısır ordusunun bölgedeki sivillere karşı sert tavrı bilinmekte. Fakat bölgede DEAŞ ile mücadele adına yerel kitleyi baskılamanın orta ve uzun vadede DEAŞ’a militan kaynağı olarak geri dönmesi oldukça olası gözükmekte.   Ömer Behram Özdemir   [1] https://www.middleeasteye.net/news/before-and-after-view-egypts-sinai-above , Erişim Tarihi: 27 Ekim 2020. [2] https://www.middleeasteye.net/news/before-and-after-view-egypts-sinai-above , Erişim Tarihi: 27 Ekim 2020. [3] https://www.middleeasteye.net/news/before-and-after-view-egypts-sinai-above , Erişim Tarihi: 27 Ekim 2020.
Taliban Ülke Sathında Vites Yükseltti, ABD Hava Güçleri Devreye Girdi
Afganistan’da bir yandan merkezi hükümet ile Taliban ABD’nin aracılığıyla temasa devam ederken bir yandan da çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyor. Tüm ülke sathında devam eden çatışmalarda geçtiğimiz hafta boyunca Taliban çok sayıda etkili saldırı gerçekleştirdi. Afganistan Savunma Bakanlığınca 22 Ekim’de yapılan açıklamada, Taliban saldırılarının son 24 saatte içlerinde Takhar, Helmand, Kunduz, Baglan, Uruzgan, Lagman, Paktia, Paktika, Gazne, Logar, Meydan Vardak, Kandahar, Herat ve Faryab’ın bulunduğu 24 il ve ilçeye yayıldığı duyuruldu.[1] Afgan hükümet güçlerinin Takhar bölgesinde hava saldırılarıyla Taliban’a hem milis hem de komutan kaybı yaşattıklarını iddia etmektedir. Afganistan Savunma Bakanlığı Taliban’ın 85 milisinin öldürüldüğünü 35’inin de yaralandığını duyurdu.[2] Öte yandan Taliban’ın saldırılarında ise yine çok sayıda hükümet güçlerine bağlı unsurun hayatını kaybettiği rapor edilmektedir. Ülkenin güneyinde yer alan Nimruz vilayetine bağlı Deleram ve Kang’da Taliban’ın baskınlarında onlarca asker ve polis öldürüldü. 22 Ekim’de Delaram’a bağlı Haşrod’da Afganistan Ordusu’na ait askeri karakolu hedef alan baskında 24 asker öldürülürken 6 asker de Taliban tarafından esir alındı. Buna ek olarak karakoldaki silah ve mühimmatlar da Taliban’ın kontrolüne geçti.[3] Delaram bölgesinde gerçekleştirilen baskınlar vasıtasıyla ülkenin büyükşehirlerini birbirine bağlayan otoyolun önemli kesişim noktasını bloke eden Taliban, böylece Afgan ordusunun ana ikmal yollarını sürekli kesilme tehdidi altında bırakmaktadır. Yine Nimruz vilayetinde bu saldırıdan iki gün önce Kang mevkiinde polis güçlerine karşı düzenlenen ve EYP kullanılan pusu sonucu biri komiser olmak üzere 12 Afgan polisi öldürüldü. Taliban’ın askeri hareketliliği ülkenin kuzey bölgelerinde de şiddetli saldırılarla devam etmektedir. 21 Ekim’de Takhar’da gerçekleştirilen saldırıda, 47 Afgan polisi hayatını kaybederken üst düzey Afgan polis unsurlarının da esir alındığı iddia edildi. Herat, Uruzgan ve Helmand’daki yoğun çatışmalarda Afgan ordusu ciddi kayıplar verirken ABD askeri unsurları hava saldırılarıyla Taliban’ın Afgan ordu noktalarını tamamen ele geçirmesini “şimdilik” engelledi. Taliban’ın Helmand vilayetinin merkezi Leşker Gah’ı hedef aldığı iki hafta önce başlayan  harekatta çok sayıda noktaya saldırı gerçekleşti. Bu saldırılar sonucu bölgeyle Kandahar’ı birbirine bağlayan yol Taliban güçlerince kontrol altına alınıp bloke edildi. Neva, Nad Ali, Babaci başta olmak üzere çok sayıda semtte, Taliban unsurlarının saldırıları sonucu Afgan polis güçleri geri çekilerek mevkilerini Taliban’a bıraktı. Afgan polisinin Taliban ile çatışmada yetersiz kaldığı noktada Afgan ordusuna bağlı komandolar şehrin Talibanın eline geçen bölgelerini geri almak için bölgeye intikal etti. Bu intikallerin ardından Nad Ali ve Babaci mevkilerinde bazı bölgelerden Taliban unsurları püskürtülürken söz konusu bölgelere Afgan komandolarınca kontrol noktaları kuruldu. Harekat esnasında Neva bölgesinde iki Afgan askeri helikopterinin çarpışması sonucu 15 Afganistan askeri hayatını kaybetti.[4] ABD güçleri Afgan ordusuna destek olmak adına Taliban unsurlarını hedef alan çok sayıda hava saldırısı gerçekleştirdi. Halihazırda hem Taliban hem Afganistan hükümet güçleri çatışmada geri adım atmadılar. Öte yandan ABD’li askeri yetkililer Taliban’ın ABD ile varılan mutabakata uymayarak çatışmaları alevlendirdiğini iddia ederek Taliban’ı suçlamaktalar.[5] Harekatın olası sonuçları ve ABD’nin son dönemde tekrar vites yükselten Taliban askeri hareketliliğine yaklaşımı, ABD seçimlerinin ardından daha net şekilde gözlemlenebilir.   Ömer Behram Özdemir   [1] https://tolonews.com/afghanistan-167258 , Erişim Tarihi: 25 Ekim 2020. [2] https://twitter.com/MoDAfghanistan/status/1320263589224218624 , Erişim Tarihi: 25 Ekim 2020. [3] https://www.longwarjournal.org/archives/2020/10/taliban-kills-24-soldiers-capture-6-in-attack-in-afghan-west.php , Erişim Tarihi: 25 Ekim 2020. [4] https://tolonews.com/afghanistan-167038 , Erişim Tarihi: 25 Ekim 2020. [5] https://twitter.com/USFOR_A/status/1315602850186244096 , Erişim Tarihi: 25 Ekim 2020.